Idyma

Antik İdyma kentinin erken yerleşimi, Muğla’nın Gökova yakınlarında yer almaktadır. Kent, kıyı şeridini iç bölgelere bağlayan bir güzergâhı kontrol eden Küçük Asar Tepe’nin (akropol) yamaçlarında kurulmuştur. Yerleşim, kent yakınlarından geçen ve günümüzde Çaydere olarak bilinen İdymos Nehri ile tarihsel olarak ilişkilidir. Geç Helenistik Dönem’de nüfus, dik akropol yerleşiminden ayrılarak dere yakınındaki daha alçak bir tepe üzerinde bulunan ve günümüzde Akyaka Kalesi olarak adlandırılan düzlüklere doğru göç etmeye başlamıştır.

MÖ 7. yüzyıla tarihlenen seramikler ve Arkaik Dönem surları gibi arkeolojik buluntular, yerleşimin erken karakterini ortaya koymaktadır. MÖ 5. yüzyılda İdyma, Delos Birliği’nin bir üyesiydi; Atina vergi listelerinde kentten ve Paktyes adlı bir tirandan söz edilmektedir. Bu dönemde İdyma, kendi darphanesine sahip az sayıdaki kentten biriydi. Kentte basılan gümüş ve bronz sikkelerin bazılarında, genellikle nehir tanrısı İdymos olarak yorumlanan boynuzlu genç bir figür tasvir edilmiştir.

MÖ 4. yüzyılda İdyma, Rodos’un etki alanına girmiş ve Rhodos Peraia’sının (Rodos’un Anadolu’daki ana kara toprakları) bir parçası hâline gelmiştir. Kent, çevredeki yerleşimleri de kapsayan ve İdymalılar Koinonu olarak bilinen bir federasyona liderlik etmiştir. İdyma Roma tarihinin önemli olaylarında büyük bir rol oynamamış olsa da, yazıtlar kentin varlığını sürdürdüğünü göstermektedir. Ayrıca bölgede bir bazilika ve çiftlik yapıları gibi Roma Dönemi’ne ait kalıntılar tespit edilmiştir.

Dere kenarındaki alçak tepede yer alan İdyma–Akyaka Kalesi’nde yapılan kazılar, MÖ 7. yüzyıldan MS 7. yüzyıla kadar kesintisiz yerleşim olduğunu, ardından 11. yüzyılda yeniden iskân edildiğini ortaya koymuştur. Günümüze ulaşan kale yapısı, MS 12. yüzyılda bir garnizon olarak inşa edilmiş, daha sonra Menteşe Beyliği ve Osmanlılar tarafından kullanılmıştır. Kent, güçlü bir savunma sistemiyle korunuyordu; Arkaik Dönem kökenli surların bazı bölümleri, özellikle Orta Çağ Akyaka Kalesi’nin altında hâlen görülebilmektedir.

2020–2022 yılları arasında gerçekleştirilen son kazılar, İdyma’nın erken yerleşiminde (akropolde) önemli kamusal yapıları ortaya çıkarmıştır. Bunlar arasında düz sıralı oturma basamaklarına sahip ve bouleuterion (meclis binası) olarak yorumlanan tiyatral bir yapı ile bouleuterionun bitişiğinde yer alan ve muhtemelen bir tapınak olduğu düşünülen bir bina bulunmaktadır.

16. yüzyılda Piri Reis, 17. yüzyılda ise Evliya Çelebi İdyma kalıntılarından söz etmiştir. Kentin İdyma olarak doğru şekilde tanımlanması, 1886 yılında Diehl ve Cousin tarafından buldukları bir yazıt sayesinde gerçekleştirilmiştir. Sistematik arkeolojik yüzey araştırmaları 2004 yılında Kaan İren tarafından başlatılmış, kapsamlı kazılar ise 2020 yılında Abdulkadir Baran başkanlığında başlamıştır.

İnişdibi Kaya Mezarları

Kaynaklar:
Baran, A. 2022. “Excavations of the Ancient City of Idyma,” ANMED 20, 19–22.
Demir, A. Y., A. Atakişi ve T. Köroğlu. 2023. “Death and Burial: In the Light of the Graves Recovered from the Ancient City of Idyma – Akyaka Castle and its Surroundings,” Istanbul Anthropological Review 3, 1–30.
İren, K. 2013. “Preliminary Report on the Archaeological Field Survey in Idyma and its Vicinity,” in Euploia: La Lycie et la Carie antiques: Dynamiques des territoires, échanges et identités, eds. P. Brun et al., Bordeaux, 345–358.

Görseller:
A. Baran, 2022
Bora Bilgin, 2025, 2026
Tayfun Bilgin, 2026