Halikarnassos

Antik Halikarnassos, günümüzde Muğla iline bağlı Bodrum ilçesinin bulunduğu alanda yer almaktadır. Kent, Arkonnesos Adası’nın (günümüzde Karaada) koruduğu stratejik bir doğal limana sahipti. Ayrıca Zephyrion Burnu (günümüzde Bodrum Kalesi’nin bulunduğu alan), Hekatomnos Hanedanı’nın sarayı ve bir deniz üssünün konumlandığı önemli bir noktaydı.

Yerleşimin, Dor kökenli göçmenlerin bölgeye gelmesiyle birlikte yaklaşık MÖ 10. yüzyılda “Halikarnassos” adını aldığı düşünülmektedir. Adın kökeni konusunda farklı görüşler bulunmaktadır; bazı araştırmacılar Luvice bir köken önerirken, diğerleri Karca ve Luvice unsurların birleşiminden türediğini ileri sürmektedir. “Salmakis Yazıtı”nda yer alan şiirsel bir yorum ise eski tarihçilerin de bahsettiği Salmakis Su Kaynağı’na gönderme yaparak, kentin adının “deniz kıyısındaki kutsal kaynak havuzunun kenti” anlamına geldiğini belirtir.

Bodrum Kalesi surları içinde ele geçen Miken seramikleri de dâhil olduğu arkeolojik buluntular, bölgede MÖ 1400–1200 yıllarına kadar uzanan bir yerleşimin varlığını göstermektedir. Bu durum, kentin geleneksel antik Yunan kuruluş tarihlerinden daha eski olduğunu ortaya koymaktadır.

MÖ 5. yüzyılda Halikarnassos, Pers egemenliği altında olmakla birlikte, yerel bir hanedan olan Lygdamisler tarafından yönetiliyordu. Bu hanedanın en tanınmış hükümdarı, Artemisia I’dir. Bu dönemde kent, Salmakis adlı Kar yerleşimi ile Zephyrion Burnu üzerindeki Dor yerleşimi olmak üzere iki ayrı bölümden oluşuyordu; zamanla bu iki yerleşim bütünleşmiştir. Lygdamis Hanedanı’nın yönetimi yaklaşık MÖ 454 yılında sona ermiş, Halikarnassos Delos Birliği’ne katılarak Atina’nın müttefiki olmuştur. Atina nüfuzunun azalmasının ardından Karia yeniden Pers İmparatorluğu’nun egemenliğine girmiştir.

Kentin en parlak dönemi, Satrap Mausolos’un Karia’nın başkentini Mylasa’dan Halikarnassos’a taşıdığı MÖ 4. yüzyılda yaşanmıştır (yaklaşık MÖ 370). Mausolos, kapsamlı bir synoikismos (siyasal ve demografik birleşme) politikası uygulayarak çevredeki altı Leleg kentinin nüfusunu zorunlu olarak yeni başkentine taşımıştır. Kenti ızgara planlı bir şehir düzenine göre yeniden inşa etmiş ve onu güçlü bir denizcilik ve askerî merkez hâline getirmiştir.

Halikarnassos, MÖ 334 yılında Büyük İskender tarafından kuşatılmış ve önemli ölçüde zarar görmüştür. Daha sonra yaklaşık MÖ 280–195 yılları arasında Ptolemaios Hanedanı’nın egemenliği altına girmiş, ardından Rodos’un etkisi altında kalmış ve nihayetinde Roma’nın Asia Eyaleti’ne bağlanmıştır. Geç Antik Çağ’da ise seçkin villalar ve zengin mozaiklerle kanıtlanan yeni bir refah dönemi yaşamıştır.

Halikarnassos kalıntıları, daha 17. yüzyıldan itibaren gezginlerin ilgisini çekmeye başlamış olsa da bilimsel araştırmalar ancak 19. yüzyılın ortalarında başlamıştır. Charles Thomas Newton, 1856–1857 yıllarında özellikle Mausoleion’u hedef alan ilk büyük kazıları gerçekleştirmiş ve çok sayıda kabartma ile heykeli British Museum’a taşımıştır. 20. yüzyılda George Ewart Bean ve John Manuel Cook epigrafik ve topografik araştırmalar yürütmüştür. 1966’dan itibaren Danish Halikarnassos Project, özellikle Mausoleion üzerine yaptığı çalışmalarla alanın başlıca araştırma otoritesi hâline gelmiştir. Son dönem araştırmalarının büyük bölümü ise Türk arkeologlar tarafından gerçekleştirilmiş olup nekropol ve tiyatro kazılarını kapsamaktadır.

Yaklaşık 7 kilometre uzunluğundaki kent surları Mausolos tarafından inşa ettirilmiştir. Savunma amacıyla bir avluya sahip olan Myndos Kapısı (tripylon), sur sisteminin günümüzde en iyi korunmuş ve en görünür bölümlerinden biridir. Mausolos’un Sarayı, limana hâkim bir konumda bulunan Zephyrion Burnu’nda (günümüzde Bodrum Kalesi’nin bulunduğu alanda) yer alıyordu. Yamaç üzerine inşa edilmiş büyük tiyatronun yaklaşık 10.000 seyirci kapasitesine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Günümüzde görülen kalıntıların çoğu Roma Dönemi’ne ait olsa da yapının kökeni muhtemelen Geç Klasik veya Erken Helenistik Dönem’e uzanmaktadır. Mars Tapınağı, kentin tiyatro biçimindeki planının en yüksek ve en dikkat çekici noktasında yer alıyordu. İyon düzeninde inşa edilmiş ve yaklaşık 105 metre genişliğinde büyük bir teras üzerine oturan tapınaktan günümüze çok az kalıntı ulaşmıştır.

Halikarnassos Mausoleionu

Halikarnassos Mausoleionu, Antik Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olarak kabul edilen, Karia satrabı Mausolos ile kız kardeşi ve eşi Artemisia II için inşa edilmiş anıtsal bir mezar yapısıdır. Mausolos tarafından yeniden kurulan başkentin merkezinde yer alan yapı, mimarlar Satyros ve Pytheos tarafından tasarlanmış; her iki mimar da yapının inşasına ilişkin bir inceleme eseri kaleme almıştır. Bu nedenle Mausoleion, mimari, heykel ve şehir planlamasını bir araya getiren bütüncül bir sanat eseri olarak değerlendirilir.

Yaklaşık 45 metre yüksekliğe ulaşan anıt, farklı bölgesel mimari geleneklerin özgün bir sentezini temsil ediyordu. Yapının alt kısmında, Likya hanedan mezarlarından esinlenilmiş yüksek ve masif bir podyum bulunuyordu. Bunun üzerinde 36 sütundan oluşan İyon düzeninde bir sütunlu galeri yükseliyor, en üstte ise Mısır mimarisinin etkilerini yansıtan 24 basamaklı piramidal bir çatı yer alıyordu. Zirve, büyük olasılıkla Pytheos tarafından yontulmuş mermer bir quadriga (dört atlı savaş arabası) heykeliyle taçlandırılmıştı.

Mausoleion, son derece zengin heykelleriyle de ünlüydü. Süslemeler, MÖ 4. yüzyılın en seçkin Yunan heykeltıraşlarından dördü tarafından gerçekleştirilmiştir: Skopas doğu cephesini, Bryaxis kuzey cephesini, Timotheos güney cephesini ve Leochares batı cephesini süslemiştir. Dekorasyon programı; Amazonlarla yapılan savaşları (Amazonomakhia), Lapithler ile Kentauroslar arasındaki mücadeleyi (Kentauromakhia) ve savaş arabası yarışlarını tasvir eden üç kabartmalı frizi içeriyordu. Bunlara ek olarak aslan heykelleri, av sahneleri ve hanedan üyelerinin dev boyutlu portre heykelleri de bulunuyordu.

Yaklaşık 1.500 yıl boyunca büyük ölçüde ayakta kalan Mausoleion, zamanla depremler nedeniyle zarar görmüştür. Yapının nihai yıkımı ve iç mezar odalarının ilk kez yeniden keşfedilmesi, Hospitalier Şövalyeleri döneminde gerçekleşmiştir. 1402 yılından başlayarak ve 1522’ye kadar süren süreçte şövalyeler Bodrum’a gelmiş, kalıntıları bir taş ocağı gibi kullanarak Aziz Petrus Kalesi’ni inşa etmiş ve güçlendirmişlerdir. Mausoleion’un frizlerinden sökülen kabartmalar doğrudan kale duvarlarına yerleştirilmiş; bu uygulama, eserlerin bir kısmının günümüze ulaşmasını istemeden de olsa sağlamıştır.

1581 yılında yayımlanan ve Kumandan de la Tourette’in tanıklığına dayanan Claude Guichard’ın anlatısına göre, şövalyeler 1522 yılında yapı taşı ararken yeraltındaki mezar odasını keşfetmiştir. Rivayete göre burada sütunlar, kabartmalar ve renkli mermerlerle süslü görkemli kare planlı bir oda bulmuşlardır. Ancak mezar kısa süre sonra yağmalanmış, heykeller parçalanmış ve alan yeniden harabeye dönüşmüştür.

19. yüzyıla gelindiğinde Mausoleion’un tam konumu unutulmuş ve Bodrum’daki modern evlerin altında kalmıştı. 1846 yılında İstanbul’daki Britanya Büyükelçisi Stratford Canning, Bodrum Kalesi duvarlarına yerleştirilmiş Amazon frizine ait on iki kabartma levhanın sökülerek British Museum’a gönderilmesi için izin almıştır.

İlk kapsamlı bilimsel kazılar ise Charles Thomas Newton tarafından 1856–1857 yıllarında yürütülmüştür. Newton, anıtın kesin yerini (günümüzde “Dörtgen Alan” olarak bilinen bölgeyi) başarıyla tespit etmiştir. Kazı ekibi tarafından ortaya çıkarılan tüm önemli eserler, aralarında Mausolos ve Artemisia’ya atfedilen dev boyutlu heykellerin de bulunduğu çok sayıda buluntuyla birlikte British Museum’a taşınmıştır.

Günümüzde alan büyük ölçüde kaya içine oyulmuş temellerden ve duvarların alt sıralarından oluşmaktadır. Bir zamanlar yapıyı görkemli kılan mermer üst yapı neredeyse tamamen yok olmuştur. Bununla birlikte, anıtın mimarlık tarihindeki etkisi o kadar derin olmuştur ki, “mausoleion” (mozole) sözcüğü zamanla tüm büyük ve anıtsal mezar yapıları için kullanılan genel bir terim hâline gelmiştir.

Salmakis Çeşmesi

Salmakis Çeşmesi, Antik Çağ yazarlarının eserlerinde adı geçen ve Halikarnassos Limanı’nın girişinin batı tarafındaki Salmakis Burnu’nda (günümüzde Kaplan Kalesi olarak bilinen alan) bulunan ünlü bir su kaynağıydı. Kaynak, antik dönemde çok iyi bilinmesine rağmen tam konumu zamanla unutulmuş ve ancak 1995 yılında çeşme kompleksinin keşfedilmesiyle yeniden belirlenebilmiştir.

Çeşme yapısı, Helenistik Dönem’e tarihlenen nymphaion (anıtsal çeşme binası) niteliğindedir. Yapının duvarında, MÖ 2. yüzyılın sonları ile MÖ 1. yüzyılın başlarına tarihlenen 60 dizelik bir şiir yazıtı bulunmuştur. Şiir, şair ile tanrıça Afrodit arasında geçen bir diyalog şeklinde düzenlenmiştir. Şair tanrıçaya “Halikarnassos’un övünç kaynağı nedir?” diye sorar; Afrodit ise kentin görkemli geçmişini anlatarak cevap verir.

Yazıt, kentin tarihini yerel ve övgü dolu bir bakış açısıyla aktarır ve üç temel tema etrafında şekillenir:
1. Salmakis ve Hermaphroditos Efsanesi
Şiirde, Salmakis perisi geleneksel anlatıların aksine baştan çıkarıcı ve tehlikeli bir figür olarak değil, koruyucu ve eğitici bir karakter olarak sunulur. Peri, bebek Hermaphroditos’u kollarında büyüterek onu “olağanüstü bir insan” hâline getirir. Şiire göre mağaradaki kayadan damlayan su, “insanların vahşi zihnini yumuşatır” ve onları uygarlığa yaklaştırır.
2. Halikarnassos’un Kolonizasyonu
Metin, kentin kökenlerini yüceltmek amacıyla çeşitli mitolojik yerleşimci grupları sıralar. Böylece Halikarnassos’un yalnızca tek bir halkın kurduğu bir kent olmadığı, yerel halkın ve dışarıdan gelenlerin katkılarıyla şekillenmiş seçkin ve karma bir mirasa sahip olduğu vurgulanır.
3. Yazarlar Kataloğu
Şiirin son bölümünde, Halikarnassos’un yetiştirdiği ünlü yazarlar ve düşünürler sıralanır. Bunların arasında Herodotos da yer alır. Bu şahsiyetler, kentin gerçek “övünç kaynağı” olarak sunulur ve Halikarnassos’un kültürel üstünlüğünün kanıtı olarak gösterilir.

Araştırmacılara göre Salmakis Çeşmesi’nde anlatılan mitler, Halikarnassos’un kimliğini şekillendirmede önemli bir rol oynamıştır. Bu anlatılar sayesinde kent, yalnızca yabancı bir toprak üzerindeki bir Dor kolonisi olarak değil; yerli Kar unsurunun da uygarlığın oluşumunda etkin ve besleyici bir rol oynadığı, çok etnikli ve özgün bir toplum olarak kendini tanıtabilmiştir. Böylece Salmakis miti, Halikarnassos’un Kar ve Yunan mirasını bir araya getiren kültürel kimliğinin simgesi hâline gelmiştir.

Kaynaklar:
Carstens, A. M. 2009. Karia and the Hekatomnids: The Creation of a Dynasty, Oxford.
Corso, A. 2021. “The masters of the Maussolleion of Halikarnassos,” Karia and the Dodekanese: Cultural Interrelations in the Southeast Aegean. Vol. I, ed. P. Pedersen et al., Oxford, 41–52.
Henry, O. 2020. “A survey of Carian Monumental Tombs and Mausolea,” The Carians, From Seafarers to City Builders, ed. O. C. Henry ve A. Belgin-Henry, İstanbul, 296–319.
Hornblower, S. 1982. Mausolus, Oxford.
Isager, S. 1998. “The Pride of Halikarnassos: Editio Princeps of an Inscription from Salmakis,” Zeitschrift für Papyrologie und Epigraphik 123, 1–23.
Jeppesen, K. 2000-2002. The Maussolleion at Halikarnassos: Reports of the Danish Archaeological Expedition to Bodrum, Vol. 4&5: The Quadrangle, Aarhus.
Newton, C. T. 1863. A History of Discoveries at Halicarnassus, Knidos, and Branchidae I-II, London.
Mayer, L. 1803. Views in the Ottoman Empire, London.
Pedersen, P. 1991. The Maussolleion at Halikarnassos: Reports of the Danish Archaeological Expedition to Bodrum, Vol. 3: The Maussolleion Terrace and Accessory Structures, Aarhus.
Pedersen, P. 2020. “Halicarnassus – The Metropolis of Karia: The City of Herodotus and Maussollos,”  The Carians, From Seafarers to City Builders, ed. O. C. Henry ve A. Belgin-Henry, İstanbul, 344–367.
Pedersen, P. 2021. “From Classical to Hellenistic: the Maussolleion and the Ionian Renaissance,” Karia and the Dodekanese: Cultural Interrelations in the Southeast Aegean. Vol. I, ed. P. Pedersen et al., Oxford, 25–38.
Pedersen, P. 2004a. “The Building Remains at the Salmakis Fountain I,” The Salmakis Inscription and Hellenistic Halikarnassos, ed. S. Isager ve P. Pedersen, Odense, 15–30.
Pedersen, P. 2004b. “Halikarnassos and the Ptolemies II. The Architecture of Hellenistic Halikarnassos,” The Salmakis Inscription and Hellenistic Halikarnassos, ed. S. Isager ve P. Pedersen, Odense, 145–164.
Poulsen, B. 2004. “The Building Remains at the Salmakis Fountain II,” The Salmakis Inscription and Hellenistic Halikarnassos, ed. S. Isager ve P. Pedersen, Odense, 31–42.
Choiseul-Gouffier, M. G. F. 1782. Voyage Pittoresque de la Grece, Paris.
Pedersen, P. 2010. “The City Walls of Halikarnassos,” Hellenistic Karia, ed. R. van Bremen ve J-M. Carbon, Bordeaux, 269–316.

Görseller:
British Museum
M. G. Choiseul-Gouffier, 1782
L. Mayer, 1803
B. Poulsen, 2004
P. Pedersen, 2004, 2010
Bora Bilgin, 2024, 2025, 2026
Tayfun Bilgin, 2025
Reha Özer, 2025