Alabanda

Alabanda, Aydın’ın Çine ilçesinde, Çine (antik Marsyas) Çayı yakınında Gökbel Dağı’nın eteklerinde yer almaktadır. Başlangıçta yüksek tepeler üzerinde konumlanan kent, MÖ 4. yüzyılda ovaya taşınmıştır. MÖ 3. yüzyılın sonlarında, Seleukos kralı III. Antiokhos döneminde kent kolonileştirilmiş ve Karia’nın ulusal tanrısı Zeus Khrysaoreus’u onurlandırmak amacıyla Khrysaorislilerin Antiokheia’sı (Antiokheia of the Chrysaorians) olarak yeniden adlandırılmıştır. Apameia Antlaşması’ndan (MÖ 188) sonra kent kısa bir süre Rodos egemenliği altına girmiş, ardından MÖ 167’de bağımsızlığını ve özgün adını yeniden kazanmıştır. Roma İmparatorluk döneminde Alabanda bir conventus (yargı merkezi) olarak hizmet vermiş ve zenginliği ile gösterişli yaşam tarzıyla ün kazanmıştır. Bizans döneminde kent önemli ölçüde küçülerek daha küçük bir savunma duvarının içine çekilmiş, Türk döneminde ise Araphisar adıyla anılmıştır.

İlk arkeolojik kazılar, 1904–1905 yıllarında Halil Edhem Bey tarafından gerçekleştirilmiş ve özellikle Dor tapınağı, bouleuterion ve tiyatro üzerine yoğunlaşmıştır. Uzun bir aradan sonra sistematik çalışmalar 1999 yılında Emin Yener tarafından yeniden başlatılmış ve günümüze kadar aralıklarla sürdürülmüştür.

Kazılar sonucunda ortaya çıkarılan başlıca yapılar şunlardır:
Zeus Khrysaoreus Tapınağı: MÖ 4. yüzyılda yerel gnays taşından inşa edilmiş, mermer görünümü vermek amacıyla sıvayla kaplanmış Dor düzeninde peripteros bir tapınaktır. Kazılarda bulunan ve labrys (çift ağızlı balta) taşıyan sunaklar, yapının Zeus’a adandığını doğrulamaktadır.
Apollon Isotimos Tapınağı: Helenistik dönemde mimar Menesthes tarafından tasarlanmış İon düzeninde bir tapınaktır. Bizans döneminde tapınağın naos kısmına bir vaftizhane inşa edilmiştir.
Tiyatro: Helenistik döneme ait olup Roma döneminde değişikliklere uğramıştır. MS 4. yüzyılda sahne binası, Zeus Tapınağı’ndan getirilen devşirme taş bloklar ve sütunlar kullanılarak yeniden inşa edilmiştir.
Bouleuterion: İyi korunmuş duvarlara sahip dikdörtgen planlı bir meclis binasıdır ve Alabanda’nın ünlü hatiplerinin konuşmalarını yaptığı yer olduğu düşünülmektedir.
Doğu Hamamı: Daha önce “Payandalı Sarnıç” olarak tanımlanan bu yapı, son kazılarda ortaya çıkarılan hypocaust (yerden ısıtma) sistemi sayesinde bir hamam kompleksi olarak yeniden değerlendirilmiştir.

Kaynaklar:
Akkurnaz, S. 2018. “Sikkeler Işığında Alabanda’nın Siyasi ve Kültürel Tarihi’ne Kısa Bir Bakış,” Adnan Menderes University, Journal of Institute of Social Sciences 5/1, 298–324.
Ateşlier, S. 2014. “On the Excavations of the Zeus Temple of Alabanda,” Anatolia Antiqua XXII, 247–254.
Ateşlier, S. ve S. Akkurnaz 2014. “2011–2012 Yılı Alabanda Kazıları,” KST 35/3, 482–498.
Aydın Tavukçu, Z. 2015. “Alabanda: Tarihi Coğrafya, Topoğrafya, Araştırma ve Kazılar,” Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Dergisi 35, 223–256.
Aydın Tavukçu, Z., M. Ceylan, S. Coşkun ve K. Eker 2019. “Son Dönem Kazılarıyla Tanımlanan Yeni Bir Yapı: Alabanda Doğu Hamamı,” Doğudan Batıya (Fs Serap Yaylalı), ed A. Erön ve E. Erdan, Ankara, 303–316.
Karavul, C., H. Karaaslan ve A. Demirkol. 2016. “Investigation of structures in the Alabanda Bouleuterion by electrical resistivity method,” Arab J Geosci 9, 511.
Tavukçu, A. Y. et al. 2025. “Alabanda 2023,” KST 44/3, Ankara, 319–334.

Görseller:
C. Karavul et al., 2016
Bora Bilgin, 2025, 2026
Tayfun Bilgin, 2025, 2026
Reha Özer, 2026