Labraunda, Karia kenti Mylasa’nın (günümüzde Milas) başlıca kent dışı kutsal alanıydı ve Latmos Dağları’nda yaklaşık 750 metre yükseklikte yer alıyordu. Zeus Labraundos’a adanmış bir dinsel merkez olarak işlev görmesinin yanı sıra, Karia bölgesinin siyasi toplantı merkezi olarak da hizmet vermiş ve mimari açıdan en parlak dönemine MÖ 4. yüzyılda Hekatomnos Hanedanı yönetiminde ulaşmıştır.
Alanın kutsallığı, klasik dönem tapınak yapılarından çok daha eskiye uzanmakta olup yerli Anadolu kaya ve su kültü geleneğine dayanmaktadır. Kutsal alanın merkezinde, doğal bir su kaynağının üzerinde bulunan ve ikiye ayrılmış devasa bir gnays kayası yer almaktadır (Türkçede Yarık Kaya olarak bilinir). Bu oluşumun, kutsal alanın konumunun belirlenmesinde temel unsur olduğu düşünülmektedir. Bölgede Geç Kalkolitik/Erken Tunç Çağı’na kadar uzanan yerleşim izleri bulunmuştur. Zeus kültünün hâkimiyetinden önce burada tanrıça Kybele’ye adanmış açık hava kült alanı bulunuyordu. Arkeolojik buluntular arasında kaya nişleri, merdivenli bir sunak, libasyon kanalları ve Yarık Kaya yakınında ele geçirilen pişmiş toprak figürinler yer almaktadır. Bu alan, Urartu, Frig ve İyon kült geleneklerinin bir sentezini temsil etmektedir. MÖ 6. yüzyılın sonlarına doğru ise in antis planlı mütevazı bir tapınak, bir sunak ve bir propylonun (anıtsal giriş kapısı) inşasıyla ilk fiziksel tapınak altyapısı ortaya çıkmıştır.
En önemli mimari gelişim, MÖ 4. yüzyılda Hekatomnos Hanedanı (özellikle Hekatomnos, Mausolos ve İdrieus dönemlerinde) altında gerçekleşmiştir. Bu yöneticiler yerel bir kutsal alanı, tüm Karia’ya hizmet eden anıtsal bir siyasi ve dini başkente dönüştürmüşlerdir. Satraplar, Zeus Stratios’u (Ordu Tanrısı Zeus) Zeus Labraundos’a (Çift Baltalı Zeus) dönüştürerek yeniden tanımlamışlardır. Çift balta (labrys), tanrıyı doğrudan hanedanla ilişkilendiren bir iktidar sembolü olarak kullanılmıştır. Hekatomnoslar, dağ yamacını teraslayarak en az 15 yeni yapıdan oluşan yaklaşık 20.000 m² büyüklüğünde bir kompleks yaratmışlardır. Andron A ve Andron B olarak bilinen iki büyük şölen salonu inşa edilmiştir. Yunan sempozyumlarından farklı olarak bu yapılar, satrapın Kar aristokrasisi üzerindeki otoritesini vurgulayan hiyerarşik bir düzeni yansıtıyordu. Mimari tasarımlarında İyon sütunları üzerinde Dor frizleri gibi karma düzenler ve Pers etkili sfenks tasvirleri kullanılmıştır. Özgün tapınak, çevresine sütun dizileri ve arka kısmına yeni bir mekân eklenerek genişletilmiştir. Ayrıca Mylasa’dan kutsal alana uzanan kutsal yolu korumak amacıyla Burgaz Kale ve Tepesar gibi kaleler ile gözetleme kulelerinden oluşan bir savunma ağı kurulmuş, böylece kutsal alan adeta bir kale gibi güvence altına alınmıştır.
Hekatomnoslar sonrasında kutsal alanın gerilediğini ileri süren eski görüşlerin aksine, Labraunda Helenistik ve Roma dönemlerinde de canlılığını ve ekonomik önemini korumuştur. MÖ 3. yüzyılda yeni stoalar ve anıtsal çeşme yapıları inşa edilmiştir. İmparatorluk Dönemi, yeni yapıların eklenmesiyle ikinci bir mimari canlanma evresine sahne olmuş; bunlar arasında alandaki en büyük yapı olan Roma hamamları ve bazilikalar yer almıştır. Kutsal alan, çok sayıdaki kaya mezarı ve zengin epigrafik belgelerin de gösterdiği üzere prestijini sürdürmüştür.
Bir Yunan kutsal alanı için alışılmadık biçimde, Labraunda geniş bir nekropolis tarafından çevrelenmiştir; bu özellik Panamara’da da görüldüğü üzere Kar dini merkezlerine özgüdür. Mezarlar, kutsal yol boyunca bir kilometreden fazla bir mesafeye yayılmaktadır. Nekropolis; basit çukur mezarlar, kaya mezarları ve anıtsal inşa edilmiş mezarlardan oluşmaktadır. Tapınak terasına hâkim bir konumda bulunan ve Halikarnassos Mausoleionu’nun küçültülmüş bir benzerini andıran anıtsal bir mezarın, Hekatomnos hanedanına mensup bir krala ya da yüksek rütbeli bir rahibe ait olduğu düşünülmektedir.
Dini faaliyetler Bizans Dönemi’nde de devam etmiş, ancak MS 4. yüzyılda meydana gelen yıkıcı bir yangının ardından pagan inançlardan Hristiyanlığa geçiş yaşanmıştır. Antik yapılar yeni işlevler kazanmıştır. Doğu Hamamı bir kiliseye dönüştürülmüş, Batı Kilisesi ise Helenistik bir portikonun üzerine inşa edilmiştir. Anıtsal yapılar resmî işlevlerini kaybetmiş; örneğin Andron A, MS 6. yüzyılda bir zeytinyağı işliği olarak kullanılmaya başlanmıştır. Alan 13. yüzyıla kadar büyük ölçüde terk edilmiştir.
Kaynaklar:
Blid, J. 2021. “Architectural Polychromy at Hekatomnid Labraunda,” Virtual Retrospect 2017, ed. M. Mulliez & C. Delevoie, Pessac, 113-121.
Henry, O. C. 2020. “A Short Archaeological History of Labraunda,” The Carians, From Seafarers to City Builders, ed. O. J. Henry ve A. Belgin-Henry, İstanbul, 96–115.
Henry, O. C., L. Karlsson ve J. Blid. 2012. “Le sanctuaire de Labraunda: Historique, état des lieux et perspectives de recherche,” Anatolia Antiqua 20, 227–260.
Henry, O. C. et al. 2022. “La saison 2021 à Labraunda,” Anatolia Antiqua 30, 121–161.
Le Bas, M. P. 1888. Voyage archéologique en Grèce et en Asie Mineure sous la direction de M. Philippe Le Bas (1842-1844), Paris.
Söğüt, B., C. Şimşek ve A. Baldıran. 2002. “Labraunda Açık Hava Kült Alanı,” TÜBA-AR 5, 143–163.
Görseller:
M. P. Le Bas, 1888
J. Blid, 2021
O. C. Henry et al., 2022
Ertuğrul Anıl, 2009
Bora Bilgin, 2009, 2025, 2026
Tayfun Bilgin, 2025, 2026



















