Afrodisias, antik Karia’nın iç kesimlerinde, Büyük Menderes’in bir kolu olan Morsynus Nehri (günümüzde Dandalaz Çayı) vadisinde yer almaktadır. Antik kent, 1970’lerde kazı çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla taşınan günümüz Geyre köyünün altında ve çevresinde bulunmaktadır. Yerleşim, tarihöncesi dönemlerden itibaren iskân görmüştür ve en eski adının büyük olasılıkla Nineuda olduğu düşünülmektedir. Helenistik dönemde kentin adı Afrodisias (“Afrodit Kenti”) olarak değiştirilmiştir. Hristiyanlık döneminde, özellikle MS 7. yüzyıla gelindiğinde, pagan çağrışımlarını ortadan kaldırmak amacıyla kentin adı Stauropolis (“Haç Kenti”) olarak değiştirilmiştir. Orta Bizans döneminde ise kent sıklıkla yalnızca Karya adıyla anılmış; bu ad zamanla evrilerek günümüzdeki Geyre adına dönüşmüştür.
Yerleşimdeki yaşam Kalkolitik ve Tunç Çağlarına kadar uzanmaktadır ve başlangıçta Akropolis (Tiyatro Tepesi) ile Pekmez Höyüğü olmak üzere iki höyük çevresinde yoğunlaşmıştır. Yazılı kaynakların yetersizliği nedeniyle erken dönem tarihi tam olarak bilinmemektedir; ancak yerleşimin, daha sonra Afrodit ile özdeşleştirilen yerel bir tanrıçanın kutsal alanı etrafında geliştiği anlaşılmaktadır.
Kentin yükselişi, MÖ 1. yüzyılın sonlarında, Mithridates Savaşları ve Roma İç Savaşları sırasında Roma’ya gösterdiği sadakat sayesinde başlamıştır. Sulla ve Julius Caesar, yerel Afrodit kültüne değerli adaklar göndermiştir. MÖ 39 yılında Augustus, kente özgürlük, vergi muafiyeti ve kutsal alan için sığınma hakkı tanımıştır. Bu ayrıcalıkların elde edilmesinde önemli rol oynayan kişi, Augustus’un azatlısı ve bir Afrodisiaslı olan Gaius Julius Zoilos’tur. Zoilos aynı zamanda kentin büyük imar projelerinin de başlıca destekçisi olmuştur.
İmparatorluk döneminde (MS 1. ve 2. yüzyıllar) Afrodisias, düzenli ızgara planlı kent dokusu, anıtsal mermer mimarisi ve ünlü heykeltıraşlık okulu ile büyük bir kent merkezi hâline gelmiştir. Kentte festivaller, atletizm yarışmaları ve canlı bir entelektüel yaşam gelişmiş; Afrodisiaslı Aleksandros gibi önemli filozoflar burada yetişmiştir.
MS 3. yüzyılın ortalarında Afrodisias, Karia ve Frigya’nın birleşik eyaletinin başkenti olmuş, daha sonra ise ayrılan Karia eyaletinin metropolisi konumuna yükselmiştir. Kent, MS 6. yüzyıla kadar refahını korumuş; zengin vatandaşların kamu yapılarının onarımını üstlendiği canlı bir kent yaşamına sahip olmuştur. Afrodit Tapınağı, muhtemelen MS 5. yüzyılın sonlarında bir Hristiyan katedraline dönüştürülmüştür.
Geleneksel kent yaşamının çöküşü ise MS 7. yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir. Depremler gibi doğal afetler, salgın hastalıklar ve istilalar bu süreci hızlandırmış; sonuç olarak kent küçülerek kırsal nitelikli bir Bizans piskoposluk merkezine dönüşmüştür.
William Sherard, Charles Texier ve Charles Fellows gibi erken dönem gezginler, alanı öncelikle yazıtları belgelemek amacıyla ziyaret etmişlerdir. İlk kazılar 1904–1905 yıllarında Paul Gaudin tarafından gerçekleştirilmiş, bunu 1937 yılında Giulio Jacopi başkanlığındaki kısa süreli İtalyan kazı çalışmaları izlemiştir. Bu çalışmalar sırasında Sebasteion Propylonu ile Tiberius Portikosu ortaya çıkarılmıştır. Sistematik arkeolojik araştırmalar ise 1961 yılında Kenan T. Erim başkanlığında başlamış ve Erim’in 1990’daki ölümüne kadar sürmüştür. 1991 yılından itibaren kazı ve araştırma projesi R. R. R. Smith’in başkanlığında devam etmektedir.
Afrodisias, Geç Helenistik Dönem’den Geç Antik Çağ’a kadar uzanan refahını yansıtan çok sayıda iyi korunmuş anıta sahiptir. Afrodit Tapınağı (aşağıya bkz.), MÖ 1. yüzyılda mermerden inşa edilmiş ve yaklaşık MS 500 yılında bir Hristiyan bazilikasına dönüştürülmüştür. Tapınağın güneyinde, 170 metre uzunluğunda bir havuz, palmiyeler ve Tiberius Portikosu ile çevrili geniş bir kamusal alan olan kent parkı (güney agora) yer almaktadır. Parkın doğu ucunda bulunan agora kapısı ise MS 5. yüzyılda anıtsal bir çeşmeye (nymphaeum) dönüştürülmüştür.
Kentin idari merkezi, Diocletianus’un Fiyat Fermanı’nı ve kentin efsanevi kurucularını tasvir eden kabartmaları sergileyen Flavius dönemine ait çok amaçlı bir yapı olan sivil bazilika ile mermer oturma sıraları ve sahne mimarisiyle ünlü, üstü kapalı yarım daire planlı bouleuteriondan oluşuyordu.
Eğlence yapıları arasında, Geç Helenistik Dönem’de inşa edilen ve sahnesi Gaius Julius Zoilos tarafından adanan tiyatro öne çıkmaktadır. Tiyatro, imparatorlarla yapılan yazışmaları içeren ünlü “Arşiv Duvarı” ile tanınmaktadır. Bir diğer önemli yapı olan stadyum ise yaklaşık 30.000 seyirci kapasitesine sahip olup antik dünyanın en iyi korunmuş örneklerinden biridir; doğu ucu daha sonraki dönemde gladyatör dövüşleri için bir amfitiyatroya dönüştürülmüştür.
Diğer dikkat çekici yapılar arasında heykel galerisine sahip devasa Hadrianus Hamamları, MS 360’lı yıllarda tiyatronun doğusunda inşa edilen tetrastoon ve MS 4. yüzyılın ortalarında daha eski mezar ve yapılardan devşirilen taşlarla inşa edilen kent surları bulunmaktadır.
Kentin olağanüstü mermer heykel koleksiyonu, Zoilos Anıtı’nın frizi ve Sebasteion kompleksine ait görkemli kabartma panoları da dâhil olmak üzere, günümüzde Afrodisias Müzesi’nde sergilenmektedir.
Afrodit Tapınağı
Afrodit Tapınağı, kökeni MÖ 6. yüzyıla kadar uzanan ve faaliyet izleri taşıyan yerel bir kutsal alanın gelişimiyle ortaya çıkmış olup, kentin odak noktasıydı. İlk anıtsal mermer tapınak, özgürlüğünü kazanmış bir köle olan C. Julius Zoilos’un sponsorluğunda MÖ 1. yüzyılın sonlarında inşa edilmiştir. İmparatorluk Dönemi’nde, özellikle MS 1. yüzyılda, tapınak Korinth düzeninde sütunlarla pseudodipteral bir plana genişletilmiş; MS 2. yüzyılda ise sütunlu bir temenos (kutsal çevre alanı) ile çevrelenmiştir. Kutsal alan, tanrıçaya altın bir Eros heykeli de adamış olan Julius Caesar tarafından verilmiş bir “sığınma hakkına”(asylia) sahipti; bu hak MÖ 39 yılında Roma Senatosu tarafından resmen onaylanmıştır.
Geç Antik Çağ’da (yaklaşık MS 500) gerçekleştirilen dikkat çekici bir mühendislik uygulamasıyla tapınak, Aziz Mikail’e adanmış bir Hristiyan katedraline dönüştürülmüştür. Tapınağın kısa cephelerindeki sütunlar uzun kenarlara taşınarak nef uzatılmış, böylece pagan yapı adeta “içi dışına çevrilmiş” ve bir bazilika olarak işlev görecek şekilde yeniden düzenlenmiştir.
Sebasteion
Sebasteion ya da İmparatorlar Tapınağı, Afrodit ile Julio-Claudius hanedanı imparatorlarına adanmış bir kült kompleksiydi. Yapı, yaklaşık MS 20–60 yılları arasında, Tiberius’tan Nero’ya uzanan dönemde inşa edilmiştir. Kent merkezinin doğusunda yer alan ve şehir planının eksenlerine tam olarak uymayan kompleks, hem bir kutsal alan hem de törensel bir geçit yolu işlevi görüyordu.
Kompleks, batı ucunda bir propylon (anıtsal giriş kapısı), doğu ucunda ise yükseltilmiş Korinth düzeninde bir tapınakla sonlanan; uzunluğu 90 metre, genişliği 14 metre olan taş döşeli bir caddeden oluşmaktadır. Bu caddeyi, Kuzey ve Güney Yapıları olarak bilinen, birbirine paralel üç katlı iki revaklı yapı çevreliyordu. Yan yapılarda Dor, İyon ve Korinth düzenlerinin üst üste kullanıldığı görülmekte olup, bunlar adeta birer “heykel tapınağı” niteliğindeydi. Üst katlarında yer alan yaklaşık 200 mermer kabartmadan günümüze yaklaşık 80’i ulaşmıştır.
Kabartmaların birçoğu (özellikle Afrodit, Zeus ve Apollon gibi pagan tanrılarını tasvir edenler) Hristiyanlık döneminde tahrip edilmiş, güçlerini “etkisiz kılmak” amacıyla üzerlerine haçlar kazınmıştır. Buna karşılık, imparatorları betimleyen kabartmalar, muhtemelen pagan putperestliğinin değil, dünyevi tarihin bir parçası olarak görüldüğü için büyük ölçüde korunmuştur.
Güney Yapısı’nın ikinci katında Yunan mitolojisinden sahneler, üçüncü katında ise imparatorlar ve Olimpos tanrılarının tasvirleri yer almaktaydı. Kuzey Yapısı’nın ikinci katında imparatorluğun egemenliği altındaki halkları (ethne) kişileştiren bir dizi kabartma bulunuyor ve Etiyopya’dan İspanya’ya kadar uzanan fetihleri betimliyordu. Üçüncü katta ise imparatorlar ile Gün ve Okyanus gibi kozmik alegoriler tasvir edilmiştir. Kompleksin büyük bölümü depremler nedeniyle zarar görmüş ve Antik Çağ’da sökülmüştür; ancak Güney Yapısı ile Propylon, son yıllarda yürütülen çalışmalar sayesinde kısmen restore edilmiştir.
Tetrapylon
Tetrapylon, MS 2. yüzyılın ortalarında Afrodit kutsal alanının resmî giriş kapısı olarak inşa edilmiş anıtsal bir sütunlu geçittir. Kutsal alanı Sebasteion Propylonu’na bağlayan kuzey-güney doğrultulu ana cadde üzerinde yer almakta olup, zengin mimari süslemeleri ve “barok” üslubuyla dikkat çekmektedir.
Yapı, dörder sütundan oluşan dört sıra halinde düzenlenmiş olup, kutsal alanın doğu sınırını belirleyen bir tetrapylon (“dört kapılı”) kompozisyon meydana getirir. Arkeolojik bulgular, yapının yaklaşık MS 400 yılında, muhtemelen bir depremin yol açtığı yapısal hasar nedeniyle sökülüp yeniden inşa edildiğini göstermektedir. Modern dönemde gerçekleştirilen kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından yapı yeniden ayağa kaldırılmıştır. Günümüzde Tetrapylon, Afrodisias’ın en tanınmış simgelerinden biri olarak kabul edilmektedir.
Kaynaklar:
Chaniotis, A. 2019. “Afrodisias: History and Society, ca. 200 BCE–ca. 230 CE,” Hellenistic And Roman Anatolia: Kings, Emperors, City States, ed. O. Tekin, İstanbul, 377–397.
Ilgım, M. (ed.) 2008. Afrodisyas Sebasteion Sevgi Gönül Salonu / Afrodisias Sebasteion Sevgi Gönül Hall, İstanbul.
de Laborde, L. 1838. Voyage de l’Asie Mineure Par Mrs. Alexandere de Laborde, Becker, Hall et Leon de Laborde, Paris.
Öğüş, E. 2014. “Afrodisias, Archaeology of,” Encyclopedia of Global Archaeology, ed. C. Smith, New York, 289–293.
Roueché, C. 1989. Afrodisias in Late Antiquity: The Late Roman and Byzantine Inscriptions including Texts from the Excavations at Afrodisias conducted by Kenan T. Erim, London.
Smith, R. R. R. 2014-2025. Aphrodisias Excavations Reports, Aphrodisias Excavations (https://aphrodisias-excavations.com)
Smith, R. R. R. 2020. “Afrodisias,” The Carians, From Seafarers to City Builders, eds. O. C. Henry ve A. Belgin-Henry, İstanbul, 368–389.
Smith, R. R. R., I. Jacobs ve S. Somersan. 2022. “Afrodisias’ta Güncel Çalışmalar / New Research at Afrodisias,” Lycus 6, 25–63.
Görseller:
L. de Laborde, 1838
R. R. R. Smith, 2014-2025,
Bora Bilgin, 2017, 2018, 2019, 2025
Ertuğrul Anıl, 2025
Tayfun Bilgin, 2025
Reha Özer, 2025

































