Iasos, Milas’ın (antik Mylasa) yaklaşık 20 km batısında, Mandalya Körfezi (antik Sinus Iasicus) içerisinde yer alan kayalık bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Yerleşim, batıda dik yamaçlara, doğuda ise 80 metre yüksekliğindeki akropole doğru yükselen teraslanmış eğimlere sahiptir. Kent, balıkçılığa ve yerel kırmızı mermerin ihracatına dayanan deniz ekonomisini destekleyen iki limanla çevrelenmiştir.
Bölge Neolitik Çağ’dan itibaren yerleşim görmüştür. Erken Tunç Çağı’nda Iasos, Kiklad Adaları ile kültürel bağlantılar kurmuş, daha sonra Minos ve Miken dünyalarıyla ilişkiler geliştirerek önemli bir yerleşim hâline gelmiştir. Kolonizasyon efsaneleri, Miletos’un desteğiyle Argos kökenli bir kuruluş anlatırken, nüfus etnik açıdan karma yapısını korumuş ve güçlü Helen etkilerine rağmen Karca yazıtların da gösterdiği üzere belirgin bir Kar kimliğini sürdürmüştür. Klasik Dönem’de kent, Delos-Attika Birliği’nin bir üyesiydi ve sonunda MÖ 4. yüzyılda Hekatomnos Hanedanı’nın egemenliği altına girdi. Büyük İskender’in fethinden sonra kente “Küçük Deniz” olarak adlandırılan bölgede balıkçılık ayrıcalıkları verilmiştir. Daha sonra Diadokhlar arasındaki mücadeleler ve ardından Roma egemenliği sürecinden geçmiş, İmparatorluk Dönemi’nde refaha ulaşmış ve Bizans Çağı’nda bir piskoposluk merkezi hâline gelmiştir.
Iasos’un modern araştırma tarihi, 18. ve 19. yüzyıl gezginleriyle başlamıştır. Bunlar arasında özellikle Charles Texier öne çıkar; Texier 1849 yılında kenti belgeleyerek değerli planlar hazırlamış, ancak kalıntıları görünür hâle getirmek amacıyla bitki örtüsünü yakarak yapılara zarar vermiştir. İlk bilimsel kazılar 1960 yılında Doro Levi tarafından başlatılmıştır. İtalyan Arkeoloji Misyonu ise farklı araştırmacılarla birlikte onlarca yıl boyunca çalışmalarını sürdürmüş ve kentin Tunç Çağı’ndan Bizans Dönemi’ne kadar uzanan tabakalaşmasını sistematik biçimde ortaya çıkarmıştır.
Kent merkezindeki Roma Dönemi’nde yeniden inşa edilen stoalarla çevrilmiş agora, “Çift Baltalar Kutsal Alanı” ve bir heroon gibi daha eski yapıların etrafında şekillenmiştir. Önemli kamu yapıları arasında, agoranın batı köşesinde yer alan ve oldukça iyi korunmuş bouleuterion ile tepenin kuzeydoğu yamacına oyulmuş tiyatro bulunmaktadır. Fransız gezgin Charles Texier 1849 yılında Iasos’u ziyaret ettiğinde tiyatro büyük ölçüde ayakta duruyordu. Ancak 1887 yılında tiyatro ve kent surlarından sökülen taş bloklar İstanbul’a taşınarak Bebek Limanı’nda rıhtımlarının inşasında kullanılmıştır. Dinsel yaşam, Doğu Kapısı yakınındaki Zeus Megistos Kutsal Alanı ve güney burnundaki Demeter ve Kore Kutsal Alanı gibi merkezlerde yoğunlaşmıştır. Nekropoller, su kemeri yakınındaki ve “Balık Pazarı” olarak bilinen etkileyici Roma mozolesi de dâhil olmak üzere çeşitli mezar mimarisi örnekleri barındırmaktadır. Bizans Dönemi ise, eski kamusal alanların üzerine inşa edilen surlar ve bazilikalarla temsil edilmektedir.
Meclis Binası – Bouleuterion
Agoranın güneybatı köşesi yakınında yer alan bouleuterion Iasos’un en iyi korunmuş yapılarından biridir. İlk olarak MÖ 4. yüzyılda kent meclisinin toplantı salonu olarak inşa edilmiş, MS 1. yüzyılda ise küçük bir kapalı tiyatroya (odeion) dönüştürülmüştür. Hadrianus döneminde yapı heykel ve süslemelerle ve yeni merdivenlerle daha da görkemli hâle getirilmiştir.
Yapı, 21,80 x 25,70 metre ölçülerinde dikdörtgen planlıdır ve oturma bölümü dörtte üç daire biçimindedir. Basamakların kenarlarında aslan pençesi kabartmaları bulunurken, orkestra zemini yerel beyaz ve kırmızı mermer plakalarla döşenmiştir. Sahne binası iki kat sütun düzeni ve nişlerle süslenmiştir.
Yapıyı çevreleyen koridorda yapılan kazılarda, Hekatomnoslar dönemine (MÖ 4. yüzyıl) ait yüksek kaliteli bir kabartmanın parçaları ortaya çıkarılmıştır. Oturur durumda sakallı bir figürü tasvir eden bu kabartmanın, son araştırmalara göre kentin kahraman kurucusu Iasos’un bir betimi olabileceği düşünülmektedir.
“Balık Pazarı” Anıt Mezarı
Su kemeri yakınında bulunan bu büyük kompleks, Iasos’taki en görkemli Roma Dönemi anıtıdır. Yapının halk arasında kullanılan “Balık Pazarı” adı yanlıştır ve erken dönem gezginleri ile arkeologların yapıyı, antik coğrafyacı Strabon’un sözünü ettiği balık pazarıyla ilişkilendirmelerinden kaynaklanmaktadır. Gerçekte yapı, MS 142/144 depremlerinin ardından, muhtemelen Antoninuslar–Severuslar döneminde, MS 2. yüzyılın ortalarında inşa edilmiş anıtsal bir Roma mozolesidir.
Kompleks, yaklaşık 40 x 48 metre ölçülerinde büyük kare bir avludan oluşmaktadır. Avlu, kemerli revaklarla çevrilidir. Merkezde ise yüksek bir podyum üzerine oturtulmuş, ön cephesinde dört sütun bulunan Korinth düzeninde bir tapınak yer almaktadır. Mezar odası tapınağın kaidesinin içerisinde bulunmaktadır. Bu bölümde, büyük olasılıkla kemik saklama amacıyla kullanılan oturma sekileri ve nişler bulunmaktadır.
Komplekste fresklerle süslenmiş eksedralar (yarım daire biçimli nişler) ve geometrik desenlere sahip yüksek kaliteli mozaik döşemeler bulunmuştur. Bu unsurlar, yapının ismi bilinmeyen sahibinin büyük bir servete sahip olduğunu göstermektedir. Mozole, 1995 yılında restore edilerek açık hava müzesine dönüştürülmüş; kentten ele geçen heykeller, yazıtlar ve mimari parçalar burada sergilenmeye başlanmıştır.
Kaynaklar:
Baldoni, D., C. Franco, M. Manara ve F. Berti. 2004. Carian Iasos, İstanbul.
Berti, F. 2020. “Iasos,” The Carians, From Seafarers to City Builders, ed. O. J. Henry ve A. Belgin-Henry, 406–421.
Choiseul-Gouffier, M. G. F. 1782. Voyage Pittoresque de la Grece, Paris.
Fabiani, R. 2013. “Iasos between Mausolus and Athens,” Euploia. La Lycie et la Carie antiques. Dynamiques des territoires, échanges et identités, ed. P. Brun et al., Bordeaux, 317–330.
Görseller:
M. G. Choiseul-Gouffier, 1782
Tayfun Bilgin, 2025
Bora Bilgin, 2025, 2026

















